Editör

Çözülme

İçinde yaşadığımız çağda eksikliklerimizden biri de, toplu yaşama şuurunun kaybedilmiş olmasıdır. Bu şuur kaybını en kalabalık şehirlerden, en ücra köy ve kasabalara kadar modern insan hissetmektedir.

Zevk ve neşe içinde hayatımızı sağlanmanın en vazgeçilmesi olan insanî bağları kaybetmiş durumdayız.

Kendimizden daha büyük ve daha önemli bir şeye ve bir yer ait olma hissini yitirmişiz.

İnternetin bütün sınırları aştığı ve bütün uzaklıkları yakın ettiği ve aradan kaldırdığı dünyamızda, hepimizin ihtiyacı olan şey sevildiğimiz, güvenildiğimiz ve önemli olduğumuz yuvalarımızın başkaları tarafından yıkılmaya yüz tutuğudur.

Toplum ve insan hayatında ve de özellikle Türkiye'de, son otuz yılda tarihte görülmedik bir değişim ve başkalaşım yaşanıyor. Bu değişim ve başkalaşım sonucunda da insanımız toplu yaşama şuurunu kaybetmiş ve yitirmiştir.

Her alanda olduğu gibi insanlarımız arasında saadet geçmişte kaldı. Bunun çeşitli sebepleri vardır.

Birincisi, aile hayatında rollerin değişmesidir. Babalar sadece ailenin maddî gelirlerini sağlayan bireylere dönüşmüşlerdir. Yine babalar artık "sosyal duyumu" şirketlerin şantiyelerinde ve lokallerinde alıyorlar. Aslında insanlarımız yeniden aile hayatına dönmeli ve ailesini birinci önceliği haline getirmelidir.

İkincisi, aileler eğitici gücünü ve fonksiyonunu başak mihraklara devretmişler. İnsanımız bir zamanlar içinde bulundukları toplumdan ve eğitici gücü olan ailelerinden "sosyal duyumu" alıyorlardı. Bundan kurtulmak için tek yapacakları, kendilerini şirketlerin birer vazgeçilmesi görmekten alıkoyarak, ailelerinin reisi ve yaşadıkları toplumun asli bir üyesi olduklarını hatırlamalarıdır.

Üçüncüsü ise, aile liderliğinin etkisiz hale gelmesidir. İnsan toplumda söz sahibi olabilecekse, evindeki reisliğini iyi, tutarlı ve adaletli yapması gerekir. Yani aileye liderlik edip aile kültürüne katkıda bulunmalı ve ailedeki herkese ilham vermelidir.

Dördüncü de, plansızlıktır. Ailenizin, "nasıl olması gerekir" konusunda bir plânınız olmalıdır ve bunu çocuklarımızla paylaşmalısınız. Aile reisi bilmelidir ki, önce olunmasını istediği rolü kendisi oynamalıdır. Aile büyüğü, her yönüyle örnek olmalıdır, aile fertlerine. Bir bakıma en büyük gelişimi ve değişimi aile reisi göstermelidir.

Baba, "biz örnek olmak için en evvel ne yapmalıyız? Sorusunun cevabını ilk evvel kendisi bilmelidir.

Beşinci olarak da, değişime ayak uyduramamaktır. Başkalarının değişmesini istemeden, biz değişmeliyiz. Sıkıntılarımız için ilk önce devleti, siyasetçileri ve idarecileri suçlamamalıyız. Suçu başkalarına havale etmeden kendimizin de suçlu olabileceğini veya suçun bizden kaynaklandığını aklımızın bir ucunda tutmalıdır. Eğer böyle yapmazsak, daha korkak ve daha aciz insanlar olarak yaşarız.

Büyüklüğün yolu ve bedeli sorumluluk almaktan geçer. Yoksa başkalarının şartlarının ve rollerinin birer figüranı olmaktan kurtulamazsınız.

Çocuklarınızın büyüyünce "hayal ettiğin yetişkinler" olmasını sağlamanın en iyi yolu, onların olmalarını istediğin yetişkin haline gelmendir. Çünkü çocuklar büyüklerinin hal ve hareketlerinin doğru olduğunu sanırlar. Biz bir bakıma kendi davranışlarımızla, onlara bize nasıl davranmaları gerektiğini göstermiş oluyoruz. Bizim değer yargılarımız, inançlarımız, olumsuz tavırlarımız; onların değer yargıları, inançları ve tavırları oluyor.

Yoksa bizler de hayatlarına yön vermeyen günü gününe yaşayan aileler oluruz. Hayat bizlere, eğer gözlerimizi açarsak, çok çeşitli seçenekler sunmaktadır. Hayatı seçenekleriyle sürdürmek yerine, işi şansa bırakmak, her şeyin iyi olacağını sanmak, açıkça "rus ruleti" oynamakla eşdeğerdir.

Hülasa;

Unutmayalım, iş ve meslek hayatımızı en ince ayrıntılarına kadar planlarken, aile hayatımızı neden ihmal ediyoruz?

Sıradan şeylerden daha fazla hayatî şeylere zaman ayırmalıyız, para harcamalıyız ve fikir yürütmeliyiz. Bilmeliyiz ki, çoğu insan hayatının en güzel, en verimli yıllarını; hedefsiz, sıradan şeyler ile, beyhude şeyler ile geçiriyorlar ve geçirmişler.

Varacağımız sonu ilk önce hayal etmeliyiz. Ve ardından "sonu" hazırlayacakları planlamalıyız.

Selam ve dua ile kalın.

Ahmet TESNİMÎ