|
|
Avni KARAHAN |
Yunus Emre Konuşuyor
Ma'nî eri bu yolda melûl olası değül
Ma'ni duyan gönüller hergiz ölesi değül
Ten fânîdür can ölmez gidenler gine gelmez
Ölürise ten ölür canlar ölesi değül
Gevher seven gönüller yüz bin yol iderise
Hak'dan nasîb olmasa nasîb alası değül
Sakıngıl yârin gönlin sırçadur sımayasın
Sırça sınduktan sonra bütün olası değül
Çeşmelerden bardağın toldurmadın korısan
Bin yıl anda turursa kendü tolası değül
Şol Hızır'la şol İlyas âb-ı hayat içdiler
Bu birkaç gün içinde bunlar ölesi değül
Yaratdı hak dünyeyi Peygamber dostlığına
Dünyeye gelen gider bâki kalası değül
Yunus gözin görürken yarağın eyle bugün
Gelmedi anda varan girü gelesi değül
Günümüz Türkçe'siyle
Mana dostu olanlar bu yolda üzülecek değil
Mana duyan gönüller asla ölecek değil.
Ten fânidir,gönül ölmez,gidenler tekrar gelmez
Ölürse ten ölür,gönüller ölecek değil.
Cevher seven gönüller yüz bin yol alırsa da,
Allah'tan nasipleri yoksa nasip alacak değil.
Sevgilinin gönlü konusunda dikkatli ol,kırma,sırçadır.
Sırça kırıldıktan sonra bütün olacak değil.
Bardağını doldurmadan çeşmelere koyarsan,
Bin yıl orada dursa kendi dolacak değil.
Şu Hızır ve İlyas bengisu içtiler.
Bu birkaç gün içinde bunlar ölecek değil.
Allah,dünyayı Peygamber aşkına yarattı.
Dünyaya gelen gider baki kalacak değil.
Yunus,gözün görürken bugün yararlı işler yap.
Ona(ahrete) varan gelmedi,geri gelecek de değil.
Tahlil: Yeni bir kavramla karşımıza çıkıyor Yunus'umuz;Mana Eri..Şiir bu
kavram üzerine bina ediliyor.Mana Erine;Gönül Adamı,Kalp Ehli,Sevgi İnsanı da diyebiliriz...
İnsanlara çeşitli açılardan bakmak mümkün.Bunlardan biri de;bedene dönük yaşayanlar ile öze, gönle dönük yaşayanlardır.Bedene dönük yaşayanlar;somut değerleri öne alırken,öze dönük yaşayanlar soyut değerleri ilke edinirler.Bir başka deyişle,akıl-mantık-hesap insanı ile duygu-gönül insanı şeklinde zıt kutuplar farz etmek de olası...Gönül ehli olanlar beden gözünden çok kalp gözünü kullanan,beden kulağından çok gönlüne kulak verenlerdir.Birinci grup beş duyuya mahkum yaşarken, ikinci grupta olanlar duyular ötesine kulaç atanlardır.Başlıca özellikleri yargılayıcı olmamaları, yaratılanda Hakkı görmeleri,yaratılanı yaratandan ötürü sevmeleridir. Kısaca Aşk İnsanıdır onlar.
Aşkları öylesine engin,öylesine derindir ki;gönül okyanuslarında nefret-hırs-kin-düşmanlık boğulur gider...
Biz kendi değerlendirmelerimizi bir kenara koyalım mısra mısra düşelim Yunus'un peşine.Düşelim ki Mana Eri kimmiş öğrenelim.(Paragraf başlarına hangi mısraın açıklaması olduğunu işaret eden rakamlar koyacağız ki siz değerli okurlarımızın şiiri takibi daha kolay olsun..)
(1) Melûl;üzgün,boynu bükük,zavallı anlamlarına gelen bir kelime.Mana Eri;üzgün,usanmış,zavallı değildir.Olayların arka planını görecek çapta basiret gözü açılmış,herkesi sevebilecek derecede yüreği genişlemiş insanda üzüntüye mahal olur mu? Öyle bir kalpte üzüntü tutunacak dal bulamaz.
İnsanlar dış görünüşle,geçici değerlerle ömür tüketirken Ebedi olana adanmış kimseye zavallı denebilir mi?..Zavallı yada üzgün görünmeleri perdeli bakanlar içindir,yoksa onlar için değil...Kalbinde Allah aşkını duyanların gönlü sürekli seyran eder Meleklerle..İçlerinde kulluk cümbüşü yaşanır.Gönülleri sema eder durur,ilahi aşktan taşan ney sesiyle...
İşte onlar Ebediyet Pınarından içenlerdir ki;ölüm kıymet ifade etmez böyleleri için.Ölmeden evvel ölmek sırrına mahzar olana bedenin ölecek olmasının ne anlamı olabilir ki? Sözü dağıtmadan Kur'an ayetleri ile ilk mısraya nokta koyalım:"Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiğiyle sevinçlidirler. Ve arkada kalıp kendilerine katılmamış olanlara şunu müjdeliyorlar:Onlar için korku yoktur; tasalanmayacaklardır onlar."(A.İmran-170)"Gözünüzü açın!Allah'ın velîleri için hiçbir korku yoktur.
Tasaya da düşmezler onlar."(Yunus-62)"İman edip hayra ve barışa yönelik değerler üreten,namazı kılan,zekâtı verenler için Rableri katında kendilerine özgü ödülleri vardır.Korku yoktur onlar için.
Tasalanmayacaklardır onlar..."(Bakara-277)
(2) Ten fanidir.Öz,Ruh ölümsüzdür.Ruh;Allah'tandır.Ebediyetten fışkıran da ebedidir.İnsan,içinde taşıdığı ölümsüzlük cevheri ile ebedi olmak ister.Sorun kendinize,ölmeyi ister misiniz? Asla!..Elden gelse ebediyen yaşamaktır dileğiniz.Doğaldır bu istek.Çünkü siz Ebedi-Ezelî olanı saklıyorsunuz içinizde.
Özdekini fark ettiğiniz an,ebediyete kanat açmışsınız demektir.İşte o an ölümsüzleşir,çağlara meydan okursunuz.Asırlar öncesinde nice büyük insanlar yaşadı.Devrilerini tamamladılar gittiler.Yunus, Mevlana, Erenler, Peygamberler, Aşıklar hala yaşıyor!. Cevheri fark edenler her dem diri kalıyor.
Şehitler diridir,ayetini hatırlayalım.Kimdir şehit?Sadece cephede süngülenip ölen mi?Hayır,hayır,hayır! Şehit:Şahit olan,Seyreden,Gözleyen,Bakan,Manaları Özünde Fark Eden demek.Şehit olmak ceset yaşarken de mümkün!...Kendinizi Allah yoluna adar,ilahi aşkın kollarına Teslimiyet-Tevekkül içinde adanırsanız şehit olursunuz!...Nasıl mı?..Bir Hak Dostunun eline telim edersiniz kendinizi,o sizi aşk ateşiyle yakar;duygularınızı-hırslarınızı-nefsinizi doğrar etlerinizi keser gibi.Çok acı çekersiniz önceleri.
Sonra derin bir zevk kaplar özünüzü.Ölmüşsünüzdür artık.Şehitler acı duymaz derler ya,Aşıklar da duymaz!..İşte o an,"Ten fanidir,canlar ölesi değil" sırrı açılır size.Hem de öyle bir açılır ki;asırlar oyuncak olur elinizde...
(3) İşte iki sır:Sevmek ve Nasibi Olmak.Bütün hayatımız gibi sevmek,nasiplenmek de O'nun takdiri ile.O'nun takdir etmediğini olduracak,takdir ettiğini durduracak yok.Aşka,Hakka,Öze yönelmek önce sevgi dolu kalp ister.Nasibinizde varsa şehadet bilinci açılır.Nasiple ilgili sır duadır.İstersiniz verilir, verilecekse istetilirsiniz!...Nasiple istek arasındaki gizemli ilinti;göz kırpar görebilene!...Mevlana'mız ne hoş demiş:"Can Konağını aramadaysan,cansın;bir lokma ekmek arıyorsan;ekmeksin.Şu nükteyi biliyorsan işi biliyorsun demektir.Neyi arıyorsan O'sun sen!..."
(4) Sevgilinin,Öze götürecek mürşidin kalbini kırmamak şehadete koşmak için önemli...Teslimiyet;
"Ne diyorsan o!.." demektir.Akıl-mantık bir kenara bırakılıp rehberin dediklerine şeksiz-şüphesiz itaat varsa mesafe alınır.Çok bilmişler,ukalalar,bilgiçlik satanlar,sevgilinin önerilerine teslim olamayıp mantık yürütenler santim ilerleyemezler!..Kalp;sırlı bir vazo misali orijinaldir.Kırılırsa dökülür sırçalar, dağılır parçalar.Bir kırıldı mı ne ile yapıştırırsanız yapıştırın eski vazo olmaz artık.Kristali tutmak titizlik ister,özen ister.Tutamayacak olana verilmez aşk kristali.Aşkın en büyük temsilcisi Hz.Muhammed'e tutulanlar bakın nasıl davranırlarmış onu dinlerken?Sahabeden biri anlatıyor:" Biz Rasülullah'ı dinlerken sanki başımızda bir serçe duruyormuş da kımıldarsak uçuverecekmiş gibi kıpırdamaz,hatta nefes bile almazdık!" Mesafe almak isteyen; mürşidin, rehberin, sevgilinin yanında işte öylece durmalıdır.
(5) Geldik hepsinden önemli noktaya...Çeşme ve bardakla misal verdi Yunus.Hay gönlüne sağlık koca derviş.Ne misal ama?!..Çeşme kenarına bardağını doldurmadan öylece koysan,bin yıl beklese kendi dolacak değil...Ne demek?!..Bazı müminler duada mucize-keramet bekler gayret sarf etmeden.Bu bekleyiş ne İslami,ne de insanidir."İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır"(Necm-23) Kişi;gayret ve emeğinin meyvesini yer.HİMMET isteyene GAYRET dermiş büyükler.Neye yönelirseniz o kolaylaşır.
Yönelmek,bardağı musluğa dayamak başarının ilk basamağı.Bardak;aşka susayan gönül,Çeşme;Hak Dostudur.Bardak Mevlana,Çeşme Şems'tir...Bardak Yunus,Çeşme Taptuk'tur..Bardak Mecnun;Çeşme Leyla'dır.Bardak kul olmayı niyete alan insan;Çeşme Rasülullah'tır..Ne mutlu kana kana içene! İçip Hak diye döne döne kendinden geçene!..
(6) Bengisu;ab-ı hayat içenlerin zirvesi Hızır ve İlyas..Onlar tüm zamanlara meydan okuyarak diri kalan Nebiler..Nasıldır,nicedir diye sormayın ama biz deriz ki;Hızır da,İlyas da özümüzde.Ab-ı hayat içebilenlerin gönlünde yaşar ikisi de.Aşkı,Hakkı,Kulluk Bilincini,Şehadeti tadanda yaşarlar...Allah deyince kalbi titreyenlerin,Rasül deyince ağlayanların gözlerine iyi bakın!...Kim bilir,belki de onların iki gözüdür Hızır'la İlyas!..Bilmem....Ehli bilirmiş...Biz sadece satır karalarız..Siz yine de Hızır'la İlyas'ı gökte sayın dilerseniz...Hıdırellez günü inerler,diye bekleyin mayıs ayını...
(7) Mana Eri olmak dedik,Aşk dedik,Hak Dostu dedik..Şimdi bir sırra daha geldik:Her aşkın meyvesi olur.Erkek kadına tutulur bebek doğar,arı çiçeğe tutulur bal çıkar,yağmur toprağa tutulur bereket fışkırır.Allah Muhammed'e tutuldu diye başladı hayat.O aşkın hatırına kuruldu kainat..O'nun hatırına kuruldu Arş u Kürsi..O'nun meyvesidir Alemler,Felekler,Evrenler.Kalbinizde azıcık aşk hissediyorsanız n'olur iyi değerlendirin...Mutlaka eser verin...Şiirse şiir,besteyse beste,hizmetse hizmet..Ama n'olur bir şeyler yapın,durmayın öyle!.. Meyvesiz aşk neye yarar?!..Meyve verin ki gıdalansın aç yürekler...
(8) Ve acı gerçek...Dünyaya gelen gidecek,konan göçecek,yolcu mutlak sefer edecek.Yol ebediyete akar...Yol bitmez...Ebediyet Dağının zirvesi görünmez Nefis çukurundan..Daha nice yaylalar, bayırlar, yokuşlar aşılacak.Yol azığı iyi amel,binek sağlam bir iman,direksiyon aşksa techizat tamamdır.
Fırtınanın, tipinin, karanlığın ne önemi var!..
Yeter dünya denen ağaç gölgesinde eğleştiğimiz...Kalkın heeeeyyy!..
Haydi,Ebediyete,Gönül Okyanusuna yelken açıyoruz.
Vira Bismillah,Aşk ile Huuuuu........
Mehmet DOĞRAMACI İstanbul - 30.11.2004 m_dogramaci@yahoo.com
http://sufizmveinsan.com

.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)